Blogger site haritası ekleme

site haritası nasıl eklenir, google webmaster tools sitemap ekleme, blogger site ekleme, blogger site haritası gönderme, blogger sitemap.xml nasıl oluşturulur, sitemap oluşturma, blogspot site haritası ekleme, site haritası nedir, site haritası nasıl eklenir,

 

Konu içeriklerimiz yeni sitemizde yer almaktadır, Makaleyi okumak için aşağıdaki linke tıklayın

http://turandestek.blogspot.com.tr/2014/05/blogger-blogspot-google-webmaster-tools.html

Blogger kategori oluşturma

blogger, blogger destek, blogger kategori oluşturma, blogger kategori, blogger kategori nasıl oluşturulur, blogspot kategori, blogspot kategori oluşturma, kategori nasıl yapılır, blogger etiketlerden kategori yapma, blogger destek, blogger yardım, blogger kategori oluşturma resimli anlatım.

Konu içeriklerimiz diğer sitede yer aldığı için alttaki linki tıklayınız

http://turandestek.blogspot.com.tr/2014/05/blogger-kategori-olusturma-resimli.html

Blogger Kategori Oluşturmak İçin Tıklayınız

8 Mayıs Saul Bass Kimdir

saulbass

Saul Bass, 8 Mayıs 1920 yılında dünyaya gelmiş; 25 Nisan 1996 yılında hayatını kaybetmiştir. Saul Bass Amerikalı film yapımcısı ve grafik tasarımcıdır. Bugün efsane tasarımcının 93. yaş günüdür.

Saul Bass bir çok meşhur filmin afişine, dünyaca bilindik bir çok markanın logosuna ve film jeneriğine imza atmış bir grafik tasarımcıdır. 8 Mayıs 1920′de dünyaya gelmiş; 25 Nisan 1996′da da hayatını kaybetmiştir.

Saul Bass yalnızca 20. Yüzyılın büyük grafik tasarımcılarından biri değil aynı anda Alfred Hitchcock, Otto Preminger ve Martin Scorsese gibi yönetmenlerle birlikte çalıştığı film açılış başlıklarının tartışmasız ustasıdır. Otto Preminger’in uyuşturucuyu dile getiren tartışmalı filmi “ The Man with the Golden Arm” 1955′te Amerika da vizyona girdiğinde projeksiyon görevlileri için film kutularının üstünde şu not vardı: “Açılış başlıklarından önce perdeleri açın”.

O ana kadar açılış başlıklarında oyuncu ve ekip listeleri o kadar tekdüze bir biçimde ilerliyordu ki, projeksiyon görevlileri perdeleri bu başlıklar bittikten sonra açıyorlardı. Ama Preminger seyircilerin “The Man with Golden Arm” filminin açılış başlıklarını filmin bir  parçası olarak görmesini istemişti.Filmin konusu, Frank Sinatra tarafından oynanan bir caz müzisyeninin eroin bağımlılığından kurtulma mücadelesiydi. Grafik tasarımcı Saul Bass tarafından tasarlanan başlıklarda eroin bağımlısının kolunu temsilen siyah kesik kağıtlar kullanılmıştı. Kol imgesinin uyuşturucu bağımlılığın güçlü bir göstergesi olduğunun farkında olan Bass, Frank Sinatra’nın meşhur yüzü yerine, filmin başlıklarında ve tanıtım posterlerinde bu imgeyi tercih etmişti.Kağıttan kesme kol imgesi büyük bir ilgi uyandırdı ve Saul Bass film başlıklarını bir sanat biçimi olarak yeniden keşfetmiş oldu. Hayatının sonuna kadar, Preminger, Alfred Hitchcock, Stanley Kubrick, John Frankheimer ve Martin Scorsese gibi yönetmenler için50’den fazla başlık serisi hazırladı. Buna rağmen daha sonraları “The Man with theGolden Arm” başlığı hakkında “çok fazla taklit edildiği için biraz hayal kırıklığı yaşadığını” söylemiştir.

Saul Bass kendisine ait 1950 ve 60’ların film başlıklarıyla büyüyen ve bunları adeta idolleştiren Martin Scorsese ile uzun süreli bir ortaklık kurmuştur. 1990 yapımı Goodfellas ve 1991 yapımı Cape Fera sonrasında Bass, Scorsese’nin 1993 yapımı The Age of Innocense filminde açan gül yapraklarıyla, ve 1995 yapımı Casino filminde Robert De Niro’nun LasVegas neonları arasındaki düşüşünü karakterin cehenneme girişini sembolize edişiyle başarılı çalışmalara imza atmıştır.

Ertesi sene hayata veda eden Saull Bass, New York Times’daki ölüm ilanında “sivri uçlu bir kolu 1955 yılında hareketlendiren ve ve bütün bir film kuşağı yaratan..ve bunu sanata dönüştüren minimalist bir yaratıcı” olarak ifade etmiştir.

Ella Fitzgerald

Dosya:Ella Fitzgerald 1940.jpg

Ella Jane Fitzgerald (25 Nisan 1917 – 15 Haziran 1996) yirminci yüzyılın en önemli ABD’li caz vokalistlerinden biridir.
Entonasyonunun ve yorumunun kusursuzluğu, doğaçlamalarda bir trompet gibi kullanabildiği üç oktav aralığını aşan sesiyle anılır. Elli yedi seneyi aşan kariyerinde 13 Grammy Ödülü ile ABD başkanları Ronald Reagan (Ulusal Sanat Madalyası) ve George H. W. Bush (Özgürlük Madalyası) tarafından verilmiş iki ayrı ödüle sahip oldu.
Trompetçi ve caz vokalisti Louis Armstrong, gitarist Joe Pass ve orkestra şefleri Count Basie ve Duke Ellington ile yaptığı çalışmalarla da tanınır.
ABD’nin Virjinya eyaletinde doğdu. Kısa süre sonra boşanan annesiyle New York’a taşındı. Geçirdiği tatsız olaylar yüzünden öğrencilik yıllarını güçlükle geçirmiş, ardından bir süre evsiz olarak yaşamıştır.
İlk kez 17 yaşında Apollo Tiyatrosu’nda sahneye çıktı. Chick Webb’le tanıştı ve haftalık 12.50 dolar karşılığında grupla beraber turneye çıktı. “Love and Kisses” ilk kaydı yapılan, “A-Tisket, A-Tasket” ise tanınmasını sağlayan parçalardır. Webb’in ölümünden sonra orkestranın ismi değişti ve liderliği Fitzgerald devraldı.
1941’de solo kariyerine başladı ve Norman Granz’la çalıştığı caz konserlerine devam etti. Swing döneminin sona ermesi ve turnelere çıkan büyük orkestraların kapanışıyla birlikte Fiztgerald, ortaya çıkan Be-Bop akımından etkilenerek vokal tarzını değiştirdi. Dizzy Gillespie Orkestrası ile çalışmaları da onu yönlendirmiştir. Aynı dönemde Scat (kelimelerin olmadığı, anlamsız hecelerle emprovizasyon) tekniğini geliştirmiş ve ününü artırmıştır. Piyanist Ellis Larkins ile birlikte Gershwin bestelerini seslendirdi.
Çeşitli bestecilerin eserlerini seslendirdiği 8 şarkı kitabının ( Great American Songbook ) kayıtları devam ederken uluslararası turnelere de çıktı. Ölümünden sonra The New York Times köşe yazarı Frank Rich, bu eserleri seslendirerek beyaz ve Afrika kökenli Amerikalılar arasındaki kültürel bağların güçlenmesinde önemli rolü olan Fitzgerald’ın bunda en az Elvis Presley kadar başarılı olduğunu söylemiştir. Afrika kökenli bir sanatçının, göçmen yahudiler tarafından bestelenmiş yoksul kesimi anlatan şarkılarını hıristiyan beyazlara sevdirebilmiş olması, bu başarısını doğrular.
Fitzgerald uzun kariyeri boyunca ünlü birçok müzisyenle yanyana çalıştı. Trompetçi Roy Eldridge ve Dizzy Gillespie, gitarist Herb Ells, piyanist Tommy Flanagan, Oscar Peterson, Lou Levy, Paul Smith, Jimmy Rowles ve Ellis Larkins bunlardan bazılarıdır. Bu birliktelikler küçük gruplardan oluşuyordu ve performanslar genellikle canlıydı.
Decca, MGM, Atlantic, Capitol beraber çalıştığı şirketlerden bazılarıdır. Fitzgerald son kaydını 1989’da yapmış, 1991 yılında da son konserini vermiştir.

wikipedia

Kahraman Polise Suç Duyurusu

Yol kesen PKK’lıları gördü, tek başına çatışmaya girdi. Araçtaki yolcularsa hakkında suç duyurusunda bulundu.

 

Tunceli’de dün akşam yol kesen Pkk’lıların içinde bulunduğu yolcu minibüsünü durdurmak istemesi üzerine bulunduğu araçtan inip çatıştığı teröristlerden birini öldüren, diğerini de yaralayan polis memuru hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

“YOLCULARIN HAYATINI TEHLİKEYE ATTI”

Tunceli- Erzincan ve Elazığ arasında yolcu taşıyan VİP Sevgi Turizm Şirketi’nin yöneticisi Haydar Bulut, bürosunda düzenlediği basın toplantısında yolcuların hayatını tehlikeye attığı iddiasıyla yol kesen Pkk’lılar ile çatışmaya giren polis hakkında Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunduklarını söyledi.
“O YOL, GÜVENLİK GÜÇLERİNE YASAK”

Polis memurunun, yasak olduğu halde, Tunceli- Erzincan karayolunda seyahat ettiğini ileri süren Haydar Bulut, şunları söyledi:

“11.10.2012 tarihinde saat 15.30 sularında içinde 4 yolcu bulanan şirketimize ait 23 LE 627 plakalı aracımız ile yolcuları Erzincan’a taşıdığımız sırada yolun 30’uncu kilometrede yol kesen Pkk’lılar şirketimize ait aracı durdurup kimlik kontrolü yapmak istemişlerdir. Araç durdurulduktan sonra bir Pkk’lı araca yaklaşarak ‘kimlik kontrolü yapılacak’ dediği sırada şoförün hemen yanında oturan ve daha sonra polis olduğunu öğrendiğimiz şahıs, belinden silahını çekerek 4-5 el ateş ederek Pkk’lıyı vurmuştur.

Araç içindeki polis memurunun ateş etmesiyle birlikte arabanın arkasında bulunan diğer Pkk’lılar da araca ateş etmeye başlamıştır. Ateş altında kalan araç şoförü ve diğer yolcular, yol kenarındaki bir kaya ve köprünün altına yaralı olarak sığınmışlardır. 10-15 dakika sonra silah sesleri kesilince köprünün altına sığınan polis memuru, şoförümüze bağırarak aracı Tunceli yönüne döndürmesini istemiş ancak şoför, güvenli bir durumun olmadığını ve araca gidemeyeceğini söylediği sırada polis memuru, kendisi arabaya girip aracı Tunceli yönüne çevirerek şoför dahil diğer 3 yaralı yolcuyu da araca alarak aracı Tunceli’ye kadar kullanmış ve yaralıları hastaneye getirmiştir”

“SAVCILIĞA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUK”

Yolcuların can güvenliğini tehlikeyi soktuğu iddiasıyla polis memurundan şikayetçi olduklarını ifade eden Bulut, “Tasvip etmediğimiz bu olaydan derin üzüntü ve acı duymaktayız. Bunu özellikle belirtmek istiyoruz. Ayrıca güvenlik güçlerine yasak olan bu yolda seyahat edip bizim ve yolcularımızın can güvenliğini tehlikeye soktuğu için polis memuru hakkında yetkili mercilerin gerekli yasal işlemleri başlatılmasını istiyoruz. Şirket olarak da yolcularımızın can güvenliğini tehlikeye soktuğu için polis memuru hakkında Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunduk” dedi.

SÜRÜCÜ, YAŞADIKLARINI ANLATTI

Pkk’lıların saldırısına maruz kalan aracı kullanan Tansu Özdağ, şunları anlattı:

“Saat 15.30 sularında 4 yolcu ile yola çıktık. 30’uncu kilometrede yolumuzu kesen 2 Pkk’lı araçları durdurarak bize yaklaştı ve benim oturduğum pencereden ‘kimlik kontrolü’ dedi. Ben elimi cebime atıp kimliğimi çıkarmak istediğim sırada polis olduğunu bilmediğim şahıs hemen yanımda oturuyordu. Ve birden yanımdaki adam silahla Pkk’lıya 5 el ateş ederek vurdu. Şoka uğradım ve ne yapacağımı şaşırdım. Her yerden kurşun gelmeye başladı. Kalçamdan hafif yaralandım, sonra yol ortasındaki pikapın arkasına gittim. Araçtaki diğer 3 kişi de yaralandı. Onlar da geldi yanıma. Sonra yolun kenarına gidip köprünün altına girdik, bekledik. O sırada polis memuru da yanımıza geldi. Yaklaşık 15 dakika sonra silah sesleri susunca polis bana, ‘hadi git aracı Tunceli yönüne çevir’ dedi. Ben kabul etmedim. Silahlı adamların yukarıda olduğunu, bizi vurabileceklerini belirtim. Bunu dedikten sonra polis aniden yerinden fırladı ve araca binip yaralı halde aracı hızlı bir şekilde Tunceli yönüne çevirdi ve ‘çabuk olun’ diye bize bağırdı. ‘Hadi birden gitmemiz lazım, hızlı hareket edin, hızlı olun araca binin hemen’ diyerek yaralıları da araca bindirdikten sonra kendisi aracı kullanarak hızla Tunceli yönüne doğru geldi. Yaralıları Tunceli il merkezi girişine kadar getirerek ambulansa teslim etti. Hâlâ o anları hatırlıyorum ve o şoku üzerimden atamadım”

Kurban kesmek kimlere vaciptir?

Yaklaşan Kurban Bayramı münasebetiyle mü’minler, vaziyetlerini mutlaka bir gözden geçirmeli… Kurban kesip kesemeyeceği hususunu netliğe kavuşturmalıdır. Elbette kurbanı zengin Müslümanlar kesecektir; ancak, bu zenginliğin ölçüsü nedir? Bunu bilmemiz lâzım.

Kurban kesmek; kurban bayramı günlerinde hür, mukim (seferî olmayan), akıllı ve büluğ çağına erişmiş, Müslüman ve aslî ihtiyaçları ile borçlarından başka –üreyen olsun olmasın– en az 200 dirhem (560 gr.) gümüş veya yaklaşık 85 gram altın ya da bunun değerinde paraya yahut mala sahip bulunan kimselere yani sadaka-i fıtır vermekle mükellef bulunanlara vaciptir. Zekâtta olduğu gibi bunun üzerinden belirli bir zaman geçmiş olması gerekmez. Bu miktarın sadece kurban günlerinde elde bulunması yeterli görülür. Bir başka ifadeyle; kurban için zenginin serveti üzerinden sene geçmesi şart değildir. Bayramın üç gününden birinde kurban kesecek maddî imkân eline geçen Müslümana, hemen o gün kurban kesmek vâcip olur. Zekâtla kurban arasındaki farklardan biri budur. Aslında bu mevzuda sözü uzatmaya gerek yok. Kısaca diyebiliriz ki; borcu olmayan bir mü’min, kurban kesmesi hâlinde geçimine bir sıkıntı gelmeyecek, normal ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanmayacaksa, kurban kesmeli… Hem kendi âile fertlerine, hem de etraftaki konu-komşuya ikrâmda bulunmalıdır. Şayet elinde fazladan imkân yoksa, ya da borçlu ise zaten kurbanla mükellef olmaz. Ama buna rağmen kıt-kanaat biriktirmek suretiyle elde ettiği mütevâzi imkânlarıyla kurban kesmek isterse, elbette ki kesebilir. Böylece çevresine fedâkârlık ve cömertlik örneği sergilemiş, imkân sahibi olduğu halde kurban kesmekten kaçınanları teşvik etmiş olur.

Unutulmamalıdır ki; iktisadî vaziyeti müsait olduğu halde kurban almaktan imtina‘ edenleri Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz, “Bir kimse mâli bakımdan imkân bulur da kurban kesmezse, sakın bizim namazgâhımıza yaklaşmasın!” (Sünenü Ebî Dâvud ve Nesâî) buyurarak îkaz ve irşad etmişlerdir.

Görüldüğü üzere bu hadîs-i şerifte;

1. Kurban kesmeye gücü yeten kimsenin bunu terk etmesi hâlinde cemaatin (topluluğun) içine çıkamayacağı uyarısı ile, bu kötü örnekliğin cezasını tek başına kalarak çekmesi ihtar edilmektedir.

2. Hâl böyle olduğuna göre kurbanınızı kesin, namazgâha çıkın, din kardeşlerinizle müşterek sevincinizi paylaşın, ayrı duruma düşmeyin, yoksulları gözetin îkazına kulak verin denilmektedir.

Hanefî mezhebine göre kurban vâciptir. Kurban kesmekle mükellefiyet için İmâm-ı A‘zam ve İmam Ebû Yûsuf’a (rahımehümallâh) göre akıl ve bülüğ şart değildir. O bakımdan zengin olan çocuğun veya mecnunun malından velîsinin kurban kesmesi lâzımdır. Bu çocuk veya mecnun, o kurbanın etinden yer, geri kalanı da elbise gibi aynından istifade edecekleri bir şey ile değiştirilebilir. (Ö. N. Bilmen, B. İslâm İlm. İst. 1985, s. 410)

Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelîler’e göre ise sünnet-i müekkededir. Hanbelîler’e göre, ödeme imkânına sahip olan kimse, borç ederek de olsa, kurban parasını temin edebiliyorsa, kurban kesmeye muktedir sayılır. (el-Fıkhu ale’l-Mezâhibi’l-Erbaa)

Hanefîler’e göre aile içinde bulunan fertlerden mâli vaziyeti müsait olan herkesin kendi adına kurbanını kesmesi veya kestirmesi îcap eder. Yoksa bir evden bir kişinin kurban kesmesiyle borçtan kurtulmuş olmazlar.

Velhâsıl kurban ibâdeti; mü’min için Hak yolunda fedakârlığın bir alâmeti, Allah Teâlâ’nın verdiği nimete karşılık bir şükür ifadesidir. Bunun neticesi de, âhirette sevâba ve rızâ-i İlâhi’ye nâiliyet, dünyada ise bir takım felâket ve belâlardan korunup muhâfaza olunmaktır. Bu dünyevî ve uhrevî mükâfatlara kavuşabilmek için, kurbanımızı ihmâl etmememiz gerekiyor.

Kurbanlık Alırken Nelere Dikkat Edilmeli


Kurban; koyun, keçi, sığır, manda ve deveden olur. Kurban olabilmesi için, hayvanın süt dişlerini değiştirmiş olması gerekir. Hayvanın, sağlıklı, azaları tam ve besili olması ibadetin sıhhati için şarttır.

– Bir ya da iki gözü kör olan havyanlar kurban edilemez.

– Kulağı ve boynuzunun üçte biri gitmemiş olmalı, burnu kesik olmamalı.

– Kuyruğunun üçte biri gitmemiş ve ağır hasta olmamalı

– Kesim yerine yürüyerek gidemeyecek derecede aksak olmamalı.

– Dişlerinin yarıdan fazlası düşmüş olmamalı, dilinin büyük bölümü
yerinde olmalı.

– Koyun ve keçide bir, sığırda iki memesi kurumuş olan hayvan kurban edilemez

 

%d blogcu bunu beğendi: