Kategori arşivi: Medikal

Medikal Videolar

Kürtaj

Kürtaj genel kullanılan adı ile rahim içinden bir doku almak anlamına gelir. Genellikle rahim içindeki gebeliğin özel bir yöntemle sonlandırılması, tahliyesi amacıyla yapılmaktadır. Halk arasında yapılan kürtaj işlemi (tıbbi tahliye) için “kürtaş” , “gebelik sonlandırma” , “küretaj” , “çocuk aldırma” ve “bebek aldırma” tabirleri de kullanılmaktadır. Kürtaj işlemi gebelik sonlandırma dışında da tanı amaçlı biopsi veya tedavi amaçlı bir işlem olarak da uygulanmaktadır. Bu işlem de tıp dilinde D&C (dilatasyon ve küretaj) olarak ifade edilir.

İstenmeyen gebelik olduğunda yada tıbbi olarak bir kürtaj gerektiğinde (örneğin boş gebelik, anembriyonik gebelik, bozulmuş gebelik, tam olmayan düşük-inkomplet abortus gibi nedenlerle ) müdahale vakit geçirmeden bir jinekoloğun önerisi ile yapılmalıdır. Gebelik haftasının büyümesi işlem risklerinin ve işlem esnasında kullanılacak tıbbi tahliye kanüllerinin ( karmen kanülleri) çaplarının büyümesine ve işlem süresinin de tabii ki doğal olarak uzamasına neden olacaktır.Tüm bunlar kürtaja ait risklerin görülme oranını da arttırır. Özellikle zamanlama olarak gebelik kesesinin son adet tarihinin ilk gününe göre 5 haftada ultrasonografi ile görüleceği dikkate alınırsa 5.-6. haftada müdahalenin yapılması uygundur.

Çiftler genellikle gebelik haftasını hesaplarken yanlış hesaplamalar yapmaktadır. Bu hesaplamada Dikkat.. Bir gebelik haftası hesaplanırken gebeliğin muhtemel oluşma anı yani cinsel ilişkinin olduğu gün gebelik haftası hesaplamasında dikkate kesinlikle alınmaz!!! Gebelik haftası hesaplaması nda en son görülen adetin ilk gününden itibaren bu güne kadar geçen süre hesaplanarak doğru gebelik haftası belirlenir. Örneğin 10 eylül son adet tarihinin ilk günü ise 25 ekim’de bu gebelik 6 haftalıktır.Gebelik haftasının tam hesabı için geliştirdiğimiz “beklenen doğum haftanız” isimli otomatik hesaplayıcı da kullanılabilinir. Kürtajın tüm riskleri gebelik haftası büyüdükçe doğal olarak artar ve kürtaj işlemi sonrası hastanın kendini toparlama ve iyileşme süresi de uzar.

Yasal sınırlarda kürtaj işlemi için uygun haftada tespit edilen istenmeyen gebeliklerde kürtaş işlemi lokal anestezi ( bölgesel uyuşturma, bölgesel anestezi) yada genel anestezi (koldan yapılan bir iğne ile uyutularak) altında uygulanabilir. Genel anestezi ile işlemin tümüyle ağrısız seyretmesi açısından çağdaş ve etkili bir yöntemdir. İlk kez kürtaj işlemi yaptıran kadınlar ve sezeryan ile doğum yapmış kadınlarda genel anestezi ile kürtaj işlemini yaptırmalarını tavsiye ederiz. Normal doğum yapmış ve daha önceden birden fazla kürtaj deneyimi olanlar kadınlar ise lokal anestezi ile de küretaj yaptırabilirler.

İdrar Kanalı (Üretra) Ameliyatı

İdrar Kanalı (Üretra) Ameliyatı’nin Tanımı

Üretral darlık, idrar torbasından idrarın vücut dışına atılmasını sağlayan kanalın işlevini göremeyecek kadar dar olmasıdır.Üretra darlığının tedavisi endoskopik olarak darlık bölgesinin gözle görülmesi ve anestezi altında soğuk bıçakla kesilerek, darlığın genişletilmesi esasına dayanır. Hastalarda sonda biraz uzun tutulur ve en az 6 ay süre ile genişletme işlemleri için hastalar 21 gün arayla kontrollere çağrılırlar. Aksi takdirde yapılan genişletme işlemi başarısız olur. Tümüyle kapanma veya kopma durumunda ise açık ameliyatla idrar kanalı yeniden yapılır

Fistülotomi

Fistülotomi’nin Tanımı

Fistülün (barsak ile dışardaki cilt arasındaki kanalın) bir bölümününrnkesilmesi işlemidir . Basit fistüllerin çoğu fistülotomi ile tedavi edilebilir. Bu işlem sırasında dışkı kontrolünü sağlayan kasların bir bölümü de kesilmiş olur. Bazı kişilerde özellikle yaşlı hastalarda ufak bir kas kısmının kesilmesi ile bile belirgin dışkı kaçırma oluşabilmektedir. Bu nedenle bu kasların kesilmesi kararı titizlikle verilmelidir

Anal Fistülektomi

Anal Fistülektomi’nin Tanımı

İç ve dış sfinkter kasların arasında sıvı salgılayan prokteal bezeleri vardır. Bu sıvı akıntısı daha henüz tam bilinmeyen nedenden dolayı durdurulursa, sıvı birikir. Sıvı kendine yol arar ve kasların arasından cilde doğru ilerler. Cildi delemez ve o noktada birikip, iltihaplanır. Böylece çok ağrılı apse oluşur. Bu cerahat birikimi boşalmaz ise, iltihap yayılır ve etraftaki dokulara zarar vermeye başlar.

Apse boşaltılırsa iltihap çabuk iyileşir. Fakat cilt ile anal kanal arasında ince bir boru şeklinde bağlantı yolu kalır ve anal fistül olarak adlandırılır. Bu yol, özel bir doku ile kaplıdır (epitel) ve o nedenle kendiliğinden kapanamaz. Yolun gidiş durumuna göre çeşitli şekiller vardır; iç ve dış sfinkter kasların arasındaki en sık görülen şekildir.

Nedenleri:

Sıvı akıntı mekanizmasının kapanma nedenleri tam olarak bilinmemektedir. Morbus Crohn veya kriptit gibi iltihaplı hastalıklarda fistül oluşumu daha sık görülür. Ayrıca bağırsak zarının veya anal derinin zedelenmesi durumu da fistül oluşumuna yol açar.

Belirtileri:

Apseleşme durumunda sancı ön planda olur, ayrıca iltihaplanmaya bağlı ateş ve kırgınlık gibi genel belirtileri vardır. Apsenin olmaması durumunda, ciltte, makata yakın bölgede küçük delik şeklinde bir açıklık görülür. Buradan akıntı olur ve nemlenme ile cilt tahrişine yol açar. Ağrılar pek görülmez. Fistül böylece seneler boyunca kalabilir ve kendiliğinden iyileşme olamaz.

Tedavisi:

Apse geniş şekilde açılır ve cerahatın akması sağlanır. Böylelikle oluşan açık yara birkaç hafta içinde kendiliğinden kapanır.

Fistül ise, tamamıyla yarılır ve tüm kaplama dokusu çıkartılır (fistülektomi). Böylece iyileşmesi sağlanır. Fistül, genelde sfinkter kaslarının arasından geçtiği için, kaslar da ameliyat esnasında yarılır ve bu durum kasların kapanma görevini bozabilir. Ameliyat sonrasında oluşan açık yara kendiliğinden iyileşir.

Ameliyata alternatif olarak, fistülün içine bir ip konulur ve iyileşmesi beklenir. Fakat bu çok uzun bir süreçtir ve başarısı belirsizdir.

Proktoklinik’te yapılan müdahale dünya yeniliği olup, minimal invazif fistülektomi olarak adlandırılır. Fistülün içine özel bir traşlama ucu ile girilerek, fistül kanalı içten temizlenir. Akıbetinde temizlenmiş dokuya kolajenli sünger yerleştirilir ve iç kısımda bulunan fistül ağızı dikilir. Bu teknik sayesinde fistülün tamamen açılması gerekmez ve böylece açık yara oluşmaz. Fistülün geçilememesi durumunda, kanal kasa kadar açık takip edilir ve kasların içinde bulunan bölüm bu teknik ile tedavi edilir. Her durumda, sfinkter kaslarının kesilmesi önlenir ve fistül ameliyatları sonrasında korkulan dışkı tutamama gibi durumlar oluşmaz.

Ameliyat öncesi ilaçlı röntgen filmi (fistülografi) veya endoultrason ile fistülün gidişatı saptanabilir. Bu yöntemlerin kullanılması şüpheli durumlarda gerekli olabilir

Rektovajinal Fistül Ameliyatı

Rektovajinal Fistül Ameliyatı’nin Tanımı

Vajina ile rektum yani bağırsağın son kısmı arasında, normalde olmayan bir bağlantının (fistülün) bulunması durumudur. Eğer vajina ile rektum arasındaki açıklık, dışkı ve gaz geçişi olacak kadar büyükse, dışkının vajinaya doğru kaçmasına yol açabilir. Bu da sık tekrarlayan vajinal ve idrar enfeksiyonuna neden olur.

Genelde çocukluk döneminde geçirilen travma nedeniyle gelişir. Her 100.000 doğumda 350 oranında görülür. Tecavüze uğrayan kadın ve çocuklarda da gelişme ihtimali vardır. Bazen de farklı bir hastalığın belirtisi olarak görülür. Örneğin, rektum kanseri, Crohn hastalığı, bağırsak divertikülleri gibi hastalıklarda görülebilir. Ayrıca vajinal ameliyatlar sonrasında da gelişme ihtimali vardır. Nadiren rahim ağzı kanserinde, tedavi amacıyla yapılan radyoterapi sonrasında gelişebilir.

Bazı hastaların hiçbir şikayeti olmaz. Ancak genelde vajinadan dışkı veya gaz çıkışı şikayetine neden olur. Bu da sık olarak vajina ve idrar yolu enfeksiyonu geçirilmesine sebeptir. Kötü kokulu vajinal akıntı yapar. Özellikle ishal olunca vajinadan dışkı çıkışı daha belirgin hale gelir. Belirtiler, fistülün büyüklüğüne göre daha fazla artabilir.

Öncelikle normal muayeneniz yapılır. Daha sonra endoskopik yöntemlerle tetkik yapılır. Anüsten proktosigmoidoskopi denilen aletle girilerek bu bölgeye bakılır. Fistülün açıldığı yer görülür.

Eğer enfeksiyon gelişmişse antibiyotik tedavisi gereklidir. 6-12 haftanın ardından dokular tamamen iyileştiği zaman şikayetlerin çoğu geçecektir. Başka tedaviye gerek kalmaz. Ancak daha sonra şikayetler devam ederse cerrahi olarak buranın tamir edilmesi gerekli olur. Eğer altta yatan başka bir hastalığa bağlı olarak fistül gelişmişse bu hastalığın da tedavisi ayrıca gerekli olacaktır

Domuz Gribi Nasıl Bulaşır

Domuz Gribi Nasıl Bulaşır’nin Tanımı

Domuz gribi, insanlarda mevsimsel gribe benzer şikâyetlere yol açan viral bir hastalıktır. Kaynağı, A (H1N1) tipi virüstür. Bu yeni virüs; insan, domuz ve kuş virüslerinin karışımıdır. Domuz gribi denmesinin nedeni ise, domuzlar arasında görülen grip virüsüne benzemesidir.

2- VİRÜS nasıl bulaşır?

Domuz gribi, mevsimsel grip gibi, solunum (hava) yoluyla bulaşır. Hastalanan kişi; öksürürken ve hapşırırken havaya virüslü tükürük zerrecikleri yayılır. Hasta olmayan kişiler bu zerreciklerle temas ederse virüs onlara da bulaşır. Şöyle ki; kişi, grip virüsünün bulaşma oranının yüksek olduğu masa, sandalye gibi yüzeylere dokunduktan sonra ellerini, ağız, göz ya da burnuna götürürse hastalık etkenini kendi vücuduna bulaştırmış olur. Bu yüzeylerde virüsün ne kadar süreyle canlı kalabileceğini ısı, nem oranı, yüzey niteliği gibi pek çok faktör etkiler. Ancak her ihtimale karşı, hasta kişinin temas ettiği yüzeylere dokunulmamalı, herhangi bir sebeple dokunulduysa eller mutlaka yıkanmalıdır.

3- Kuluçka süresi ne kadardır?

Kuluçka süresi (yani virüsün vücüda girmesi ve belirtilerin ortaya çıkana kadar geçen süre) 1-7 gün arasında değişir.

4- HASTALIK, NE kadar süreyle bulaştırabilir?

Erişkinler yaklaşık 7 gün, çocuklar ise 12 gün süreyle virüsü bulaştırabilirler.

5- Belirtileri nelerdir?

Domuz gribinin belirtileri, mevsimsel grip belirtilerinden farklı değildir. Ateş, burun akıntısı ya da öksürük gibi solunum yolları bulguları, boğaz ağrısı, vücut ağrısı, baş ağrısı, halsizlik ve yorgunluk en sık görülen yakınmalardır. Seyrek olarak ishal ve kusma da görülebilir. Altta kronik hastalıklar gibi başka hastalıkları olan kişiler, mevsimsel gripte olduğu gibi domuz gribi için de risk grubu oluşturmakta ve hastalık bu kişilerde daha ağır seyretmektedir.

6- Çocuklarda ve yetişkinlerde hastalığın belirtilerinde fark var mıdır?

Genelde yoktur; ancak küçük çocuklarda dikkat edilmesi gereken ek belirti huzursuzluk, iştahsızlık ve uyku hali olarak görülebilir.

7-Erişkinlerde acil müdahale gerektiren belirtiler nelerdir?

Zor nefes almak veya nefes darlığı. Bilinç bulanıklığı. Sık ve uzun süreli kusma. Çocuklarda ise vücutta solgunluk ya da morarma, beslenememe, uyarılara cevapta azalma, uykuya meyil, huzursuzluk ve ateşle beraber döküntü belirtileri görülebilir.

8- Domuz gribi ile mevsimsel grip arasındaki en belirgin fark nedir?

Aralarında belirgin bir fark yoktur. İkisi de benzer virüsler ile gelişmektedir.

9- Domuz gribi nasıl teşhis edilir?

Bu hastalığın tanısı, burundan veya boğazdan alınan sürüntü örneğinden çalışılan testler ile konlur.

10- Risk grubunda kimler VAR?

Risk grubunda olanlar; gebeler, 2 yaş altı bebekler, 65 yaş üstü yaşlılar ile, kronik bronko-pulmoner hastalık, kronik kardiyovasküler hastalık, kronik nörolojik hastalık, diyabet, kronik akciğer hastalığı (astımlılar dahil), karaciğer yetmezliği, böbrek yetmezliği olanlar ve bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler.

11- Korunmak için nelere dikkat etmeli?

Hasta görünen, ateşli ve öksürüğü olan kişiler ile yakın temas etmek zorundaysanız (1 metre kadar yakınına gelinecekse) maske takın ve temastan sonra ellerinizi sabunlu su ile yıkayın. Özellikle öksürdüğünüzde veya hapşırdığınızda mutlaka yıkayın. Yıkama imkanı yok ise alkol bazlı el dezenfektanları kullanın. Öksürdüğünüzde veya hapşırdığınızda ağzınızı kâğıt mendil ile kapatın. Mendili çöp kutusuna atın. Ellerinizi gözünüze, burnunuza ve ağzınıza sürmeyin. Virüsün bu yolla yayıldığını unutmayın.

12- Soğuk algınlığıNA ne tür önlemler almalı?

Kendinizde soğuk algınlığı belirtileri hissettiğinizde hastalığınız ile ilgili ailenizi ve işyerinizi mutlaka bilgilendirin. Mümkün ise bulaştırma riskini en aza indirmek için evde kalın ve kalabalıktan, okuldan, işten uzak durun. İstirahat edin ve bol sıvı alıp, var olan yakınmalarınıza yönelik tedavi uygulayın. Boğaz ağrısı için pastil, yüksek ateş, baş ve genel vücut ağrısı için ateş düşürücü, ağrı kesici alabilirsiniz. Yakınmalarınız artar ve soluk alırken zorlanma da başlar ise en yakın sağlık merkezinin acil servisine başvurun. Mümkün ise önceden, hekiminiz ile temasa geçin ve bilgilendirin. Yolculuk sırasında ağzınızı ve burnunuzu maske ile kapatarak etrafa bulaştırma riskini azaltın.

13- Mevsimsel grip aşısı domuz gribine karşı koruma sağlar mı ve kimler aşı yaptırmalı?

Hayır sağlamaz. Sağlık personeli ile enfeksiyonu ağır geçirme olasılığı olan risk grupları bu aşıyı yaptırmalıdır.

14- Gribe karşı korunabilmek için beslemede nelere dikkat etmeli?

Özel beslenmeye gerek yoktur. Sadece bol sıvı tüketmeye özen gösterilmelidir.

15- Gripte kullanılan etkin bir ilaç var mı?

Gerektiğinde doktor kontrolünde kullanılabilecek ilaçlar mevcuttur. Bu ilaçlar doktor önermedikçe, reçetesiz olarak kullanılmamalıdır

Rektal Prolapsus Ameliyatı

Rektal Prolapsus Ameliyatı’nin Tanımı

Rektal prolapsus, rektumun (kalın bağırsağın son kısmı) kendi içinden dışa döndüğü durumu ifade eder. Hastalığın erken döneminde, yani rektum (kalın bağırsağın son kısmı) anal kanaldan (makattan) vücudun dışına doğru çıkma yapmadan önce, dışkılama alışkanlığından değişikliğe ve anüsten akıntı gelmesine neden olur. Daha ileri safhalarda ise bağırsak anüsten (makattan) dışa doğru çıkar. Bağırsağın devamlı olarak anüsten dışarı çıkıp içeri girmesi nedeni ile hastalarda anal sfinkter kasının zayıflığı (makatı kontrol eden kasların) çoğu kez hastalığa eşlik etmektedir. Bu nedenle hastaların bazılarında dışkılarını kontrol etmede sorunlar olur (büyük abdest tutamama) ve makattan akıntı şikayetleri eşlik eder. Hastalık kadın ve erkekelede görülmesine karşın, kadınlarda biraz daha sık rastlanır.

Hastalığın oluşumunda çeşitli nedenler vardır. Uzun sürelerden beri devam eden dışkılama sırasında aşırı ıkınma alışkanlığının olması veya doğum sırasındaki zorlu ıkınmaların, geç dönemdeki etkisi olarak gözlenebilir. Bazı nadir olgularda genetik (kalıtsal-ırsî) yatkınlık saptanmıştır.

Aslında bu olay çoğu hastada yaşlanmaya bağlı olarak gelişen bir dizi olayın bir parçasıdır. Yaşlanma ile rektumu pelvis (leğen kemiği) içinde tutan bağlar zayıflamakta ve anal sfinkter kası (makatımızın kontrolünü sağlayan kas) gevşemektedir. Her iki olay yaşlanma ile hastalığın ortaya çıkmasını artırabilir. Bazı olgularda ise spinal kord (omurilik) kesileri veya hastalıkarı gibi nörolojik problemler, prolapsusa (kalın bağırsak sarkmasına) zemin hazırlayabilmektedir.Fakat çoğu hastada tek bir neden yerine bir çok etken söz konusudur.

REKTAL PROLAPSUS HEMOROİDLE(Basur) AYNI MIDIR ?

Bazı bulgular hemoroidle benzerlik göstermektedir. Kanama ve makatta ele kitle gelmesi (sarkan bağırsak dokusunun dışarı çıkması sonucu) gibi belirtiler birbirine benzese de rektal prolapsusta kalın bağırsağın makattan dışarı ve içeri doğru hareketi ve sarkması söz konusudur. Hemoroidler (basür) ise anal bölgeye (makata) yakın damar keseciklerinin genişlemesi sonucu oluşur.
TANI

Doktor, doğru bir anamnez (hastadan hastalığı hakkında bilgi alınması) ve tam bir anorektal (makat bölgesi) muayene ile tanıyı koyabilir. Prolapsusu belirlemek için hastaya ıkınması söylenebilir. Bazen rektal prolapsus, içeride ve saklı şekildedir. Böyle durumlarda videodefekografi (dışkılama sırasında çekilen özel bir röntgen filmi) yararlı olabilir. Bu yöntemle, hasta bağırsak hareketleri yaptığı sırada grafiler çekilir. Bunun sonucunda hastanın nasıl tedavi edileceği planlanabilir ve ameliyat tipine karar verilebilir.

Bir diğer test de anorektal manometridir. Bu testle anüs (makat) etrafındaki kasların fonksiyonları ve anüs ile rektum arasındaki koordinasyon incelenebilir.
TEDAVİ

Her ne kadar kabızlık ve devamlı ıkınma rektal prolapsusa neden olsa da bu sorunların giderilmesi, sarkan bağırsağı eski durumuna geri getiremez. Bu nedenle sarkan bağırsağın eski durumuna getirilmesi için ameliyat gereklidir.

Abdominal (karından) veya perineal (makattan) yapılacak ameliyat önerilebilir. Doktor, yapılan tetkikler sonunda, hasta için hangi yöntemin uygun olduğunu ve hangi yöntemin en iyi sonuç vereceği hakkında yardımcı olacaktır.

Rektal prolapsus tedavisi, birçok faktöre göre değişir. Bunlar hastanın yaşı, fiziksel durumu, prolapsusun derecesi ve test sonuçlarına bağlıdır.
TEDAVİ NE KADAR BAŞARILIDIR

Tedavideki başarı, hastanın ameliyattan önceki anal sfinkter kasının (makadı kontrol eden kas) durumuna, prolapsusun (bağırsak sarkması) internal (iç) veya eksternal (dış) oluşuna, hastanın genel durumuna ve kullanılan cerrahi methodlar gibi bir çok faktöre bağlıdır.

Anal sfinkter kası (makadı kontrol eden kas), prolapsus (bağırsak sarkması) veya başka bir nedene bağlı zayıflamışsa çoğu olgularda rektal prolapsus düzeltildikten sonra yeniden eski gerginliğine kavuşur. Cerrahiden sonra kronik kabızlıktan ve ıkınmalardan kaçınılmalıdır. Hastaların büyük bir kısmında semptomlarda (hastalığın belirtilerinde) tamamen gerileme veya belirgin düzelme, uygun prosedürler uygulandıktan sonra sağlanabilmektedir

Sigmoid Kolostomi

Sigmoid Kolostomi’nin Tanımı

Kolostomi, cerrahi operasyonla, dışkıya bir çıkış yolu oluşturmak amacıyla kalın bağırsakta oluşturulan açıklıktır. Kolonun bir parçası, midenin üzerine doğru, cilt yüzeyinden dışarı çıkarılır. Bu yeni oluşturulan açıklık Stoma olarak adlandırılır (Yunancada ağız veya açıklık demektir). Stoma, kolondan bir parça kullanılarak oluşturulduğundan kolostomi adını alır.

1- Cecum
2- Yukarı çıkan kolon
3- Enine kolon
4- Aşağı inen kolon
5- Sigmoid kolon

Kolostomi, kolonun (kalınbağırsağın) hastalıklı kısmının alınıp geriye kalan kısmının ameliyatla karın ön duvarına dikilerek dışarıya açılmasıdır. Kolostominin görevi dışkının bu yapay çıkış yoluyla stoma denen ağız kısmından dışarı atılmasını sağlamaktır.

Bir kolostomide anüsteki gibi sfinkter kası bulunmaz, bu yüzden kolostomisi olan bir kişi bağırsak hareketlerini kontrol edemez dışkı devamlı çıkar. Bunun için kolostomili kişiler dışkıyı toplamak amacıyla, kullanıp atılabilen bir torba (kolostomi torbası) kullanırlar.
Kolostomi ameliyatı sırasında kalın bağırsak kalın duvarında açılan bir kesiden dışarıya ağızlaştırılır ki bu haline STOMA denir.
Bir kolostomi kolonun çıkan, yatay, inen ve sigmoid bölümlerinde açılabilir. Ve bulunduğu yere göre isimlendirilir.
Tabii ki stomanın açıldığı yere görede dışkının kıvamı değişmektedir. Stoma anüsten ne kadar uzakta ise dışkı dışkı o derece suludur. Buna göre stoması sol tarafta olanlarda dışkı katı iken sağ tarafta olanlarda ise dışkı daha sulu olmaktadır.

KOLOSTOMİ’Yİ ANLAMAK

Sindirim sistemi:

Sindirim sırasında, yiyecekler önce mideye daha sonra emilime uğradıkları ince bağırsağa, sindirilemeyen kalan kısım ise kalın bağırsağa (Kolon) gider.

Bu son kalan çözünmez artıklar da kolondan geçerken içlerindeki su emilir böylece kalın bağırsakta ilerledikçe daha fazla su emilir ve artıklar katılaşır.

Kolonun son kısmı olan rektum, düz bir yapıya sahiptir ve dış açıklık

olan anüste biter. Normal olarak anüsün açılıp kapanması ve dışkı kontrol edilebilirdir ve size uygun bir zamanda boşaltılabilir.

Kolostomi neden gereklidir?

Kolostomi aşağıdaki sebeplerden gereklidir:

Rektum, anüs veya sol bağırsağın alt kısmında oluşan tümörün (kanser) alınması gerekliliği olduğunda.
Omurgadaki anormalliklerde, veya dışkıyı tutamama hastalığına neden olan paralysis�i oluşturan omurilik yaralanmalarında.

Divertikulumda apse oluşumu ve bunun patlaması ile oluşan divertukular hastalığında, cerrahi müdahale ile dışkının geçici olarak yönlendirilmesi gerektiğinde,

Rektum ya da anüse zarar veren yaralanma ve travmalarda,

Doğuştan gelen anormallikler veya rektum/anüsün kusurlu oluşu

Kalın bağırsak tıkanıklıkları

Kolostominin Oluşumu

En sık rastlanan kolostomi türü sigmoid kolostomidir(sigmoid kolonundan oluşur). Genellikle kalıcıdır, midenin sol tarafındadır. Buna rağmen bazen, önceden geçirilen operasyonlar, kullanışlılık veya uygunluk gibi sebeplerle stomayı başka yerde oluşturmak gerekebilir. Stomanın yerine karar verilirken pek çok faktör göz önünde tutulmalıdır. Göbek (umbilicus), kalça kemikleri, buruşukluklar, şişkinlikler, eski yaralar ve pürüzlü cilt yüzeylerinden kaçınılmalıdır. Mesleğiniz, boş zaman uğraşlarınız, tişörtlerinizin/ pantolonlarınızın bel çizgisinin yeri, stoma terapi hemşireniz tarafından size sorulup, cevaplarınıza göre stoma yer tespiti yapılacaktır. Sizden, oturmanızı, yatmanızı, ayağa kalkmanızı ve sokak kıyafetlerinizi çıkarmanızı istemesi de stomanın yeri için en iyi olasılığı bulmak içindir. Daha sonra su geçirmez bir kalemle ve Convatec oturma adaptörü ile işaretlenir. İşareti görebilmeniz, daha sonra stoma bakımı yapabilmeniz açısından önemlidir.

Stoma

Kolostominiz olması, dışkınızı kontrol edememeniz anlamına gelir çünkü stomanızda, anüsün aksine, sphincter kası yoktur.Bu sebeple, stomanız üzerine her defasında torba takmanız gereklidir. Stoma, yuvarlak şekilli, pembemsi- kırmızı renkte ve nemlidir. Operasyondan hemen sonra şişecek ve birkaç gün işlemeyecektir. Bu zaman diliminde, koğuş hemşireleri ile stoma terapi hemşireleri tüm ihtiyaçlarınızı giderecektir

Krikotirotomi

Krikotirotomi’nin Tanımı

Yapılacak kesinin yerinin dikkatle belirlenmesi gereken durumdur. Ani bir hareket halinde kendinizi karotid arteri keserken bulabilirsiniz. Peki neresi doğru yerdir? Adem elması denilen tiroid kıkırdağının yaklaşık 1.5 veya 2 santimetre altı uygundur

Trakeostomi (Nefes Borusu Ameliyatı)

Trakeostomi (Nefes Borusu Ameliyatı)’nin Tanımı

Tracheostomy ( Trakeostomi) : Soluk borusunu açma ameliyatı, Nefes borusunun ön çeperinde, üçüncü veya dördüncü kıkırdak halka seviyesinde küçük daire şeklinde bir parça çıkarılmak suretile açılan pencere. Halk dili ile Gırtlak ameliyatı videosu diyebileceğimiz bir video. Tıbbi amaçlarla nefes borusuna açılan delik